Bulgaristan'ın
başladığı şehre, Şumen'e Hoşgeldiniz
Şumen,
Bulgaristan'ın tarihine yakından şahit olmuş, Osmanlılar'la
içiçe olan, Roma ve Bizans'ı çok iyi bilen, Traklar'ı ise
hiç unutmamış bir şehir. Şumen, farklı etnik ve kültürleri,
değişik din ve dilleri bir bütün olarak bağrında saklayan
Bulgaristan'ın 10. şehridir. Bulgaristan'ın kurucusu Han Asparuh'un
kılıcını yere saplayıp 'Burası Bulgaristan olacak' dediği
topraklara, ülkemizin başladığı şehre, Şumen'e Hoşgeldiniz!
Temelleri 3 bin 200 sene önce atılan Şumen, başta Traklar
olmak üzere Roma, Bizans, Türk ve Bulgar kültürüne ev sahipliği
yapmıştır. Hatta Bulgar devletinin ilk başkentleri bu şehrin
il sınırları içinde olan Pliska ve Preslavdır. M.Ö. 4. binyıla
ait olduğu tahmin edilen meşhur 'Madara' tapınağı, UNESCO'nun
koruması altında olan Bulgaristan'daki sekiz tarihi eserden
biri konumunda.
Şumen,
diğer bir ifade ile ‘İlklerin şehri'

19.
yüzyılda Bulgar Rönesansı'nın yaşandığı dönemde Şumen ilklerin
şehri olarak tarihe geçiyor. Kril alfabesinin mucitleri Kril
ve Metodi kardeşler, ilk resmi kutlamaları 11 Mayıs 1813'te
Şumen'de yaptı. Şu anda aynı tarih Şumen Günü olarak kutlanmakta.
Kilise bünyesinde ilk Bulgar kız okulu (Kiliyno) 1828 yılında
Şumen'de hizmet vermeye başlarken, 1856 yılında yine aynı şehirde
modern ilimlerin okutulduğu ilk kız okulu ve ilk okuma evi açılıyor.
Şumen'deki diğer ilkler ise şöyle: 1846 yılında ilk amatör okul
grupları, 1850'de ilk Bulgar senfoni orkestrası, 1853'te ilk
tiyatro temsili. Bulgaristan devletinin 1878 yılında yeniden
inşa edilmesinden sonra Şumen, gerek coğrafi gerekse tarihi
ve kültürel bakımdan önemini korudu. Bulgaristan'ın 10. şehri
Bulgaristan'ın 10. büyüklükteki şehri olan Şumen ili; Şumen,
Novi Pazar, Venets, Hitrino, Kaolinovo, Nikola Kozlevo, Veliki
Preslav, Smyadovo, Vırbitsa ve Kaspiçan olmak üzere 10 belediyeden
oluşuyor. Kuzeydoğu Bulgaristan'ın merkez bölümünde yer alan
Şumen, Tuna yaylasının doğu kısmı ile Stara Planina'nın doğu
kısmını oluşturuyor. Bölge, yayla toprak örtüsüyle kaplı ve
tarıma elverişli tüm koşulların bulunması açısından da değer
kazanmakta. İl sınırları içinde kara toprak örtüsünün hakim
olması tarım için mükemmel şartlar oluşturmakta. Ayrıca Şumen
belediyesinde ülke genelinde tek olan at, manda, domuz ve kamış
alanlarında araştırma ve üretim yapan enstitüler mevcut. Kışların
gayet soğuk, yazları ise sıcak geçen bölgede Bulgaristan'ın
kuzey kısmına has iklim hakim. Yağışlar devamlı olmayıp yaz
aylarında azalır. Doğal zenginlikler bakımından fakir olan Şumen'in
tek maden ocağı Kaolinovo'daki kaolin maden ocağıdır. Bu maden
ise Novi Pazar, Kaspiçan ve Şumen'deki şişe, porselen ve fayans
fabrikalarının başlıca hammaddesi. 27 yerleşim yerinden oluşan
Şumen Belediyesi'nin 2001 verilerine göre nüfusu 104 bin 002
kişi. Bu verilere göre Şumen, Bulgaristan genelinde nüfusun
100 bini geçen 12 belediye arasında yer almakta. Belediyedeki
nüfusun 88 bin 966'ı Şumen'de, geriye kalan nüfus ise diğer
26 köyde ikamet etmekte. Bulgar tarihinin başladığı topraklar...
Bulgar tarihinin başladığı topraklarda tarih ruhunun canlı tutulabilmesi
için bir çok müze yapılmış. Bu sene 100. kuruluş yılını kutlayacak
olan Şumen Tarih Müzesi, 29 Haziran 1904 yılında kurulmuştur.
Müzede bugün 150 binin üzerinde tarihi eser teşhir ve muhafaza
edilmekte. Ayrıca Şumen'de askeri kışla sınırları içinde isteyen
herkesin ziyaret edebileceği askeri müze de mevcut. Öte yandan
şehirdeki müze evleri de görülmeye değer. Şumen'deki müze evleri
sunlar: "Panayot Volov" , Macar Milli kahramanı "Layoş Koşut"
müze evi, "Dobri Voynikov" ve ünlü besteci ve müzisyen "Panço
Vladigerov" müze evi. Milli Tarih ve Arkeoloji Rezervatları
ve ilk başkentler... Şumen'in en eski yerleşim yeri, 'Şumen
Kalesi' diye bilinen alan Şumen merkezinden 3 km uzaklıkta batı
istikametinde bir tepe. Eski Şumen burasıdır. Traklar'ın kurduğu
bu kale Romalılar, Bizanslılar ve Bulgarlar tarafından yerleşim
yeri olarak kullanılmış. 1444 yılında Haçlı seferinde yıkılan
kale terkedilmiş ve Osmanlılar zamanında Şumen şimdiki yerine
inşa edilmiştir. Milli Tarih ve Arkeoloji Rezervatı olarak faaliyet
gösteren 'Şumen Kalesi' restore edilmiş ve şu anda açık müze
olarak hizmet vermekte. Bulgar Devleti'nin ilk başkenti Şumen
ilinin sınırları içinde bulunan Pliska'dır. Şehir, Bulgar devletinin
kurulmasıyla 681 yılında başkent ilan edilmiş. Han Asparuh'un
kılıcını yere saplayıp "Burası Bulgaristan olacak" dediği yere
kurulan Pliska, günümüzde Kaspiçan'ın beş kilometre kuzeyinde
yer alıyor. Devletimizin ilk başkenti 23 metrekare alana kurulmuş
ve günümüzde Milli Tarih ve Arkeoloji Rezervati 'Pliska' adıyla
hizmet veriyor. Milli Tarih ve Arkeoloji Rezervatı Pliska'da
7–10. yüzyılları arası yaşam tarzı ve kültürü yansıtılmış.
Tombul,
Balkanlar'ın ikinci büyük camisi

Madara'da
daha paleolit devrine ait kalıntılar keşfedilmiştir. Madara
köyü civarında yüksek kayalıkta yontulmuş ve kabartma taştan
Şumen'in simgesi 'Madarski konnik' görülmekte. Milli Tarih ve
Arkeoloji Kültür Anıtı 'Madara' bünyesinde bulunan 'Madarski
konnik' aynı zamanda Bulgaristan'ın ve bütün Avrupa'nın en kıymetli
tarihi eserlerden biri durumunda. Bulgar Devleti'nin ikinci
başkenti Preslav da Şumen ili sınırları içinde yer alıyor. Bulgar
'Altın Çağ'ının simgesi olan Preslav, Ortaçağ'ın erken dönemlerinde
Çar Simeon (893–927) zamanında 893 yılında başkent ilan edildi.
Preslav 972 yılına kadar Bulgar Devleti'nin başkenti olarak
kaldı. Şu anda Milli Tarih ve Arkeoloji Kültür Anıtı olarak
ilan edilen Preslav, Veliki Preslav kasabasının bir kaç km güneyinde
bulunuyor. Zengin tarihi kalıntılara sahip olan Preslav, 9.–11.
yüzyıllara ait yazılı tarihi eserlerde mevcut. Şumen'deki en
görkemli anıt 'Bulgar Devleti Kurucuları' anıtıdır. 30 kilometreden
rahatlıkla görülebilen anıt, İlk Bulgar Devleti'nin kuruluşunun
bin 300. yılı münasebetiyle inşa edilmiş. 1981 yılında inşaatı
tamamlanan anıta giden yolda, geçen her yılı simgeleyen birer
basamak olmak üzere bin 300 basamak var. Betonarmeden yapılan
anıtta İlk Bulgar Devleti, Han Asparuh'tan Çar Simeon'a (681–927)
kadarki zaman temsil edilmekte. Şumen'de ayakta kalan tarihi
Türk eserleri Şumen'de Osmanlılar'dan ayakta kalan en görkemli
eser Tombul Camii'dir. 1744 yılında Şerif Halil Paşa tarafından
yaptırılan cami, görkemli yapısı, 40 m. yükseklikteki tek şerefeli
minaresiyle, yerli ve yabancı turistlerin dikkatini çekiyor.
Kubbesi 25 m. yükseklikte olan caminin duvarları düz taştan
işlenmiş, geometrik şekilde yontulmuş ve çeşitli bitki figürleriyle
süslenmiş. Bir külliye olan Tombul Camii'nin sol bölümünde medrese
mevcut. Medresenin ikinci katında ise zamanın en zengin kütüphanesi
bulunmaktaydı. Kütüphane, medresenin ikinci katında olup 5 bin
cilt kitabı ihtiva etmekteydi. Kütüphanede kitapların yanı sıra
eşsiz belgeler, değerli bilgiler ve ünlü bilgin İdrisî'nin 'Cografya'sı
yer alıyordu. Bu eser şu anda, Sofya'da Milli Kütüphane'de bulunuyor.
Diğer eserler ise şu anda kütüphanede değil. İbadete açık olan
Tombul Camii her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından
ziyaret ediliyor. Şumen'de ayakta kalan diğer iki camii ise
17. yüzyılda inşa edilmiş Kılak Camii ve Kırım harbinden sonra
Şumen'e yerleşen Tatarlar'ın kurduğu Tatar Camii'dir. Bedesten,
yine Osmanlılar'ca, 16. yüzyılda kurulmuş muazzam bir taş yapıt.
Eskiden tüccarlar mallarını burada sergiler ve satarlarmış.
Sonraları lokanta ve mağaza olarak kullanıldı. Kurşunlu çeşme:
1774 yılında Hacı Agah Ahmet Paşa tarafından yaptırılmış. Üzeri
kurşun kaplamalı olması nedeniyle çeşmeye 'Kurşunlu çeşme' denilmiş.
Ancak, Osmanlılar'dan sonra çeşmenin kurşun çatısı çalınmış.
Çeşmenin ön kısmında Arapça bir yazı bulunuyor. Çeşme şu anda
faaliyette değil. Saat kulesi: Tombul Camii'nin güney kısmında
bir tepede yer alıyor. Saat kulesi 1770 yılında Hacı Mehmet
Duducuoğlu tarafından yapılmış. Yıllarca hizmet veren saat kulesi
şu anda çalışmıyor. Diğer bir Osmanlı taş yapıtı da Askeri Hastane'dir. Ayrıca şu anda İmam–Hatip Lisesi olarak kullanılan Medresettün
Nüvvab da Şumen'de bulunuyor. 1922 – 1923 ders yılında kurulan
Nüvvab, 1947 yılına kadar ülkemizin değerli manevi şahsiyetlerini
yetiştirdi. 1947 yılında normal lise olan Nüvvab 1958 – 1959
ders yılından sonra kapatıldı. 1989 yılında totaliter idarenin
yıkılmasıyla 3 Ekim 1990'da yeniden hizmete açıldı. Pehlivan
yatağı olarak bilinen Deliorman bölgesinde yer alan Şumen ilinde,
dünyaca ünlü pehlivanlar yetişmiştir. Koca Yusuf ve Filiz Nurullah
bunlardan sadece bir ikisi.
Kaynak:Zaman.BG |